Yaşar Şaşkın  

Yaşar Şaşkın   29 Mart 1994 Batman


1976 yılında bir bahar günü, Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’ne bağlı  Derikmukur (Demirkuyu) köyünde dünyaya gözlerini açtı.

İlkokulu kendi köyünde bitirdi. 1988-89 öğretim yılında Batman İmam Hatip Lisesi’nin orta kısmını okumaya başladı. Aynı sene içerisinde Kur’an-ı Kerim’i üç ay içerisinde öğrendi. Henüz 3. sınıftayken islami bilinç sahibi oldu. İslami gerçekleri anlamaya ve anlatmaya başladı. Liseyi de aynı okulda okudu. Medrese eğitimine olan hevesinden ötürü, yaz aylarında, civardaki medreselere gidip Arapça öğrenimini geliştiriyordu.

Yaşar,  gerek toplum arasında ve gerekse okulunda, seviliyor, bulunduğu her ortamda konuşması istenirdi. Çünkü kendisi, çok az konuşurdu. Kendi köyüne gittiğinde, islamî bilnçten yoksun köylülere bakıp bakıp, üzgün bir şekilde, derin derin düşüncelere dalardı. Bir gün annesi: “Niçin böyle üzgün, üzgün düşünüyorsun?” diye sorduğunda “ Anne, ben bu insanların halini düşünüyorum. Hiç ölmeyecekmiş gibi, bu dünyada yaşıyorlar, ölümü düşünmüyorlar.” diye cevap vermişti.

Bir seferinde, annesinden, şehid olması için, dua etmesini istemiş, annesi kabul etmemişti. 17 Mart 1994’te son kez gördüğü annesine, köydeki evlerinden çıkarken “ Anne, haydi hakkını helal et! Belki şehid olurum, birbirimizi bu dünyada göremeyebiliriz.”  diyor. Annesi de oğluna şöyle cevap veriyor “Oğlum böyle söyleme, bizi üzüyorsun! Nasıl senin ölmen için dua edeceğim?”

Yazdığı şiirlerde görüldüğü gibi özlemi şehadet, mektebi şehadetti.

29 Mart 1994 Salı günü, saat 17.00 sıralarında zalimlerin silahlı saldırısı sonucu, en büyük özlemine  kavuştu. 30 Mart 1994’te de Derikmukur (Demirkuyu) Köyü’nde toprağa verildi.

Şehid olmadan kısa bir süre önce, yaralıyken yanında bulunan bir arkadaşı şunları anlatıyor: “ Saat 17.00 sıralarında silahlı saldırıya uğramıştı. Olay sırasında göğsünden beş kurşun yarası almış, yaralı haldeyken, hep kelime-i şehadet’i tekrarlıyor. O’nu Batman’dan Diyarbakır’a götürürken, yanındaydım. Batman Devlet Hastahanesi’nden çıkarken, benim durumumu sordu. Ben de ‘Ben iyiyim, sen nasılsın?’ dedim. Sonra da ilave ettim ‘İnşaallah sen de iyi olacaksın!’ Bana “Hayır ben artık şehid oluyorum. Şehadet üstadım Molla İhsan’ın yanına gidiyorum. O’nu ve bütün şehidleri çok özlemişim.” diye cevap verdi. Dedim ki “Sen iyisin, korkma! İşte rahat rahat konuşuyorsun.” O “Şehadet bana çok yakın!.. Şehid olacağım.” dedi. Sonra da Yasin okumamızı istedi. Biz de zaten okuyorduk. Saat 22.00’yi geçiyordu. Silvan’a yetiştiğimizde Rabb’ine kavuştu.”

 

 

Bir Kıyam Gerek

Doğacak inkılâb güneşi için,

Mazlumun âhını durdurmak  için,

Tağut tahtlarını devirmek için,

Şanlı bir kıyam gerek!…

 

Akan al kana sed çekmek için,

Yetim-öksüzlere yâr olmak için,

Zalimin yakasına yapışmak için,

Köklü bir kıyam gerek!..

 

Yükselen feryadı dindirmek için,

Müslümanın derdiyle derdlenmek için,

Konuşan silahı susturmak için,

Acil bir kıyam gerek!…

 

Şehid kardeşlerin davası için,

Zillet perdesinin kalkması için,

Hakiki bir kıyam gerek!…

Yaşar Şaşkın

 

Kalk ey müslüman kalk!… Şu bindörtyüz yıllık, la’net olası gaflet uykusundan kalk ve diren!… Yoksa sen tarihin kara sayfalarında, mazlumlara yönelik katliamları unuttun mu?! Yoksa sen, etrafımızı saran küfür çemberinin kan kusturduğunu görmüyor musun?! Sen neye dayanarak müslümanım diyorsun?  Yarın kimin karşısına çıkıp hesap vereceğimizi biliyor musun?!..           Yaşar Şaşkın

 

“Şehid Gıyaseddin!

Molla İhsan, Ferid, Ahmed ve Metin’in misafiri!…

Hem de Şeyhmus, Şu’ayb ve onurlu Sadreddin’in!

Siz, hayatta olduğunuz müddetçe, hiç bir zaman hiç kimsenin küfür ve zulmmü karşısında boyun eğmediniz, davanızı sürdürdünüz.

Kanınızı döktünüz!

Bu kanınızla herkese çağrıda bulundunuz,

Canınızı fedâ edinceye kadar…

Bu gün biz de şu gerçeği anladık ki, İslam; zulüm ve zorbalık dini değil ve köledarlık dini de değil…

Evet… Eğer Allah izin verirse; yolunuz, yolumuz; davanız, davamızdır. Birbirimize kavuşuncaya dek!…”                     Yaşar Şaşkın

 

(93)Kaynak: Hira Dergisi: Temmuz-Ağustos 1994 Sayı:14 Sayfa:18

Paylaş