Şuayb Polat   

Şuayb Polat    18 Ekim 1993 Diyarbakır


Şehid Şuayb, 21 yaşında genç bir müslümandı. Yaşıyla kıyaslanmayacak bir olgunluğa ve yetkinliğe sahipti. İlmen ve fikren doygundu. İslamî mücadelede çok kararlıydı. Her türlü zorluğa karşı, sessizce sabretmesini ve direnmesini bilirdi. Allah rızası için koşturuyordu.  Sakin bir görünümü, kendinden emin bir hali vardı. Bu durumu O’nu örnek bir  şahsiyet konumuna getiriyordu. Arkadaşlarını ve gençleri, luzumsuz konuşmalardan alıkoyardı. Ciddi meseleleri tahlil etmeyi, kitab okumayı tavsiye ederdi. Son zamanların riskli ve hareketli ortamına rağmen, O daha da sakinleşmiş, önüne gelen yokuşları, ağır ağır tırmanan bir nehri andırır olmuştu. Yüzünde devamlı bir tebessüm vardı. Gülümseyince, ön dişleri görünürdü o kadar….

Şehid Şuayb, müslümanlar arasında çok tanınan ve çok sevilen birisiydi. Akrabaları ve kendisini tanıyan diğer insanlar nezdinde, saygın bir konumdaydı. Genç yaşında böylesi bir konuma sahip olmasına rağmen, gurur ve şımarıklıktan hiç bir eser yoktu üzerinde…

Şehadetinden sonra günlerce süren ve uzaktan yakından binlerce kişinin iştirak ettiği ta’ziye merasimi, Şehid Şuayb’ın konumunu açıkça ortaya kouyordu.

Şehid Şuayb, anne,babası ve kardeşleriyle birlikte, PKK’nın tehdid ve sıkıştırmalarından dolayı, Kulp’tan Diyarbakır’a hicret etmişti. PKK’ya göre, o aileden, öldürülmesi gereken ilk kişiydi. Takdir-i İlahi’ye bakın ki, PKK’nın yoğun takip ve tehdidleri altında, onlar eliyle  şehadeti beklerken; PKK’yla savaştığını ve İslam adına ortaya çıktığını iddia eden, zalimlerin sıktığı kurşunlarla şehid oldu.

Şehid Şuayb, 18 Ekim 1993 günü sabahı, saat 6.40 sularında, bir arkadaşıyla beraber ağabeyinin evine gidiyordu. Hep birlikte, gece acilen ameliyata alınan akrabasını, ziyarete gideceklerdi. Kendisine yönelik bir salıdırının olabileceğini, tahmin etmiyor değildi. Çünkü zalimler, kendi otoritelerini kabul etmeyen, tüm müslümanlara karşı savaş ilan etmişlerdi.

Şuayb’ı vuran katiller, her seferinde olduğu gibi, çekip gitmiş, rahatlıkla izlerini kaybettirebilmişlerdi. Halktan tanıklara göre katiller sekiz kişiydi. Olay çevik kuvvetin hemen yanıbaşında olmasına rağmen katiller yakalanmamıştı. Polis, gelip Şuayb’ı hastahaneye kaldırmak için uğraşan, yaralı arkadaşını götürmüştü. Bunun üzerine Şuayb halktan birisi tarafından hastahaneye kaldırılmıştı. Yine halktan, olay sırasında bulunan tanıklardan birisinin ifadesine göre, gelen polislerden birisi, yaralıyı götürmek isteyen insanlara  “Bırakın gebersin!” diyordu.

Şuayb’ın saldırıya uğramasından önceki akşam, ağabeyi polisçe aranmış ve silahı alınıp tutuklanmıştı. Bu olayın sabahı, aynı saatte hem Şuayb saldırıya uğruyor, hem de Ahmet’in şehid olduğu iş yerine, tekrar satırlarla saldırılıyor ve işçiler yaralanıyorlardı. Saldırganar, saldırılarına üst üste devam ederken polis, saldırıya ma’ruz kalanları, sıkı arama ve kontrole tabi tutuyor ve “İyi insan olsanız, onlar sizi vurmazlar.” diyordu.

Yaralı Şuayb, önce Devlet Hastahanesine, oradan da Tıp Fakültesi’ne kaldırılır. Saatlerce süren ameliyatlara, torbalarca verilen kana ve yoğun bakım ve tedaviye rağmen, hiç  iyileşme olmamış ve 48 saat sonra 20 Ekim 1993 sabahı saat 6.40 sularında şehadete kavuşmuştur.

Hasan Hüseyin Akyol Camii’nde öğle namazını müteakip, kılınan cenaze namazından sonra, kalabalık bir cemaat eşliğinde, Yeniköy Mezarlığı’na götürülüp, tekbirlerle defnedildi.

(87)KAYNAK: Hira Dergisi-Kasım 93 Sayı:8 Sayfa:7

 

Babasıyla roportaj:

Önce sizi tanıyalım.

Adım Nureddin. Şu anda herhangi bir işle meşgul değilim.

oğlunuzun şehadetiyle ilgili olarak düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ben Şuayb’ın şehadetini doğru görüyorum. Çünkü, ma’sum ve müslümandı. hayatını buna adamıştı.

O’nun yaşam tarzı için neler söyleyebilirsiniz?

Yaşamı hakkında söylenecek en kısa söz şu: Din hususunda muttaqî ve dünya hususunda da ağırbaşlı idi.

Sizce zalimler, bu yaptıklarıyla bir sonuç elde etmeleri mümkün mü?

Bunların zulmü, Yezid’in, Hz. İmam Hüseyn (as)’a karşı yaptığı zulme benziyor. Onları zalim görenlere ve Hüseyin’in safında olanlara zulmetmeye devam edecekler. Ama Allah’ın izniyle İslam dininin zaferi yakındır ve onlar mağlub ve zelil olacaklar. Ve bu topraklarda yaşamak için, kaçacak yer  bulamayacaklardır. İnşaallah gelecekte,  islam daha da gürleşecektir. Dolayısıyla, bunlarda diğer zulmedenler gibi zulümlerini sürdüremeyecekler.

Şuayb kardeşin şehadetinden ötürü neler hissediyorsunuz?

Allah’a hamdolsun diyorum. Ben Allah’a şükrediyorum ki, O’nun uğruna öldüğü şey, dünya malı ve manfaati değildi. Da’vası, İslam’ın izhar olması, haklı-haksızın ayırdedilmesiydi. Da’vası buydu. Bu da’va için şehid olmak tatlı bir şerbettir ve diyorum ki, keşke ben de bu şerbetten içseydim.

Allah cümlemize nasib etsin. Son olarak diyeceğiniz bir şey var mı? Müslüman kamuoyuna bir mesajınız veya tavsiyeleriniz var mı?

Dini ve imanı mükemmel ve alnı açık bir şekilde Rabbinin huzuruna çıkmak isteyenlerin yolu budur, da’vası budur ve bu davadan geri durmamalıdırlar. Bu da’vaa inananlar, ne canından ne malından ve ne de rahatının kaçmasından korkmamalıdırlar. Tavsiyem budur.

 

Annesiyle Roportaj:

Oğlunuzun şehadetiyle ilgili olarak neler hissediyorsunuz?

Allah’ın yolunda gitti. Allah’ın izni ve takdiriyle, şimdi  O, Allah’ın huzurunda oturmuş, Allah Rasülüyle karşı karşıyadırlar. Allah’ın yolunu takip ediyordu.

O’ndan razı mıydınız?

Allah ve Rasülü O’ndan razı olsun. Ben O’ndan çok razıydım. Ümid ediyorum ki, Allah da yavrumdan razı olur.

Da’va için ne diyordu?

“Ana” diyordu. “Dua et şehid olayım” diyordu sürekli… “Şehid düşeyim!” diyordu. Ben de şöyle diyordum “Yavrum ben senin ölmen için nasıl dua edeyim.” O da “Söyle ana” dedi. Ben de O’nu kırmadım. “İnşaallah, ömrün şehadete yeter ve şehidlikle Allah’ın huzuruna gidesin” diye dua eettim. İnşaallah, şimdi O Allah ve Rasülü’nün huzurunda oturuyor. Alnı açıktır.

Allah-ü Teala duanızı kabul etti. Şehadeti kutlu olsun. Bizi de O’nun şefaatiyle ni’metlendirsin.

Amin!

 

Ablası:

Şehid için ne düşünüyorsunuz?

O’nun şehadetinden ötürü hüzünlü, bir o kadar da sevinçliyim. Lâyık idi ve Allah da verdi. O istiyordu. Her zaman Allah’dan şehid olmayı diliyordu. Sürekli Allah için çalışıyordu.

O’nu şehid edenler için ne diyorsunuz?

Ben o zalimleri Allah’a havale ediyorum. Allah, onların hakkından gelsin. Onları hidayet etsin.

(88) Kaynak: Hira Dergisi-Kasım 1993 Sayı:8 Sayfa:11

Paylaş