Sivas´ta da Başbağlar´da da katledilen bizdik!

Fatih Akıncıları Derneği Onursal Başkanı Mehmet Şahin, Akit TV’de yayınlanan Vizyon programında Başbağlar Katliamı ve Sivas Madımak olayına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başbağlar Katliamı avukatlarından Av. Cüneyt Toraman’ın da hazır bulunduğu programda Sivas olayının ardından yaşanan Başbağlar katliamından itibaren 28 Şubat darbesine uzanan kumpas masaya yatırıldı. Sivas olayına ilişkin 33 kişinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile içerde bulunduğuna; Başbağlar Katliamı’nda ise yargılanan hiç kimsenin bulunmadığına dikkat çeken Fatih Akıncıları Derneği Onursal Başkanı Şahin, Sivas’ın ve Başbağlar’ın 90’lardaki faili meçhul cinayetlerle ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Sivas’ta da Başbağlar‘da da Katledilen Bizdik” 

Sivas’ta 33 kişinin yanarak, 2 kişinin kurşunlanarak ve 2 kişinin darp edilerek yaşamını yitirdiğini belirten Şahin, “Öncelikle Sivas olaylarında yanan 33 kişinin ve öldürülen 4 vatandaşın da Başbağlar katliamında katledilen vatandaşların da canımız olduğunu unutmamalıyız. 90’lı yıllar, Türkiye’nin karanlık tarihlerinden faili meçhul cinayetlerinin sayısının oldukça fazla olduğu bir süreç, her faili meçhul cinayetinin ertesinde büyük şehirlerde “Kahrolsun şeriat” ve “Mollalar İran’a” sloganları ile eylemler yapılmıştır. Bu konuda özellikle olayların kaynağına baktığımızda Selman Ruşdi’nin peygamberimize ve Kuran’a hakaret niteliğindeki ‘Şeytan Ayetleri’ adlı kitabının Aziz Nesin ve Aydınlık gazetesi tarafından tefrika edileceğinin duyurulmasıyla ilişkilidir” ifadelerini kullandı.

“Pir Sultan Abdal Şenliklerine Bilinçli Olarak Aziz Nesin Konuk Edildi”

Bu paylaşımların ardından Aziz Nesin’e ve Aydınlık gazetesine karşı birçok protesto eylemi yapıldığını belirten Şahin, “Binlerce insan bu olayı protesto ettiler. Toplum bu dönemde gerilmeye başladı. O sene her şey gerilmişken Aziz Nesin, Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne Sivas’a çağrıldı. Resmen Valilik tarafından oraya çağrıldı. Sivas’ta da birçok duyarlı insan Aziz Nesin’i protesto etmişti” diyerek ilk tepkilere bakıldığında çok doğal ve şiddet içermeyen tepkiler olduğunu fakat daha sonra olayların provoke edildiğine dikkat çekti.

“Ne Yazık ki Sol Kesim Sağduyulu Olamadı”

Sol kesimin ve Alevi camiasının iyi bir imtihan veremediğinin altını çizen Şahin konuşmalarını şöyle sürdürdü:

“Solcu ve Alevi vatandaşlarımız, peşinen ve hükmen algı operasyonlarına kurban giderek, İslami kesimi suçlayarak kendilerini rahat hissettiler. Biz onlardan şunu beklerdik; gerçek faillerin ortaya çıkması adına İslami camiayla işbirliği yapmalarını isterdik. Bu tablonun bütününe bakıldığında; ne Sivas ne Başbağlar rastgele seçilmiştir. Bilinçli seçilmiş yerlerdir. Alevi ve Sünnilerin uzun yıllar birlik ve dostluk içerisinde yaşadığı bölgeler olması dikkat çekiyor.

Başbağlar’da, 2 Temmuz’daki hadisede 100 kişilik silahlı bir grup ellerinde isim listesiyle insanları toplayıp ‘Sivas’ın intikamını alıyoruz’ diyerek katliam yapıyor.  Köyü tarumar ediyorlar. 25 km ötede bir Jandarma karakolu var. Jandarma köye 14 saat sonra intikal ediyor. Hayvanlara varıncaya kadar katledilmiş bir olay karşısında hiçbir Cumhuriyet Başsavcısı görevlendirilmemiş. 600’e yakın mermi kovanına rağmen balistik raporları yapılmamış. Göz altına alınan herkes serbest bırakılıyor. Bu dava Erzincan’da değil İzmir’de görülüyor. Buradaki köylü ve mazlum insanlar da İzmir’e sürükleniyor. Bu süreçte bu insanlara mahkeme heyetince de kötü davranılıyor. Bu hadiseler açığa çıkartılabilseydi Türkiye birçok meseleyi çözüme kavuşturmuş olurdu.”

Selam-Tevhid, İbda-C, Hizbut-Tahrir Gibi Davalardan Yüzlerce İnsan Kumpaslarla Cezaevinde Bulunuyor

Sivas ve Başbağlar’da FETÖ yapılanmasının da önemli rol oynadığını düşündüğünü belirten Şahin, “Sivas davasıyla birlikte Selam-Tevhid, İBDA-C, Hizbut-Tahrir gibi 28 Şubat öncesi ve sonrası İslami davalarda yüzlerce insan kumpaslarla/suçsuz oldukları bilindiği halde cezaevinde bulunuyor. Bugün o cezaları veren hâkim ve savcıların hemen hemen yüzde 80’i ya tutuklu ya firaridir.  Hükümetin bu konuları çözüme kavuşturması adına ciddi taleplerimiz var. Yargılanmaların yeniden başlanması gerekmektedir. Gerçek hâkim ve savcıların önünde eğer suçları varsa çeksinler. Bunların vebalinin altından kalkılamaz. Bu dosyayı sayın Cumhurbaşkanı’na ilettik. Şu anda dosya kendisinin önünde bulunuyor” diye konuştu.

“NATO Tarafından Kurulan Yapılar Türkiye’de Halen Tasfiye Edilmedi”

Olayların Türkiye’de karanlık bir çağın çok sayıda faili meçhulünün kaynağı olduğuna değinen Başbağlar Katliamı avukatlarından Av. Cüneyt Toraman, “Sivas ve Başbağlar bir madalyonun iki yüzüdür. Birbirinden ayrı değerlendirilemez. NATO tarafından komünizm tehdidine karşı illegal sivil oluşumlar yapılmıştı. Örneğin İtalya’da 600 silah deposu açığa çıkarıldı. Bütün Avrupa ülkelerinde Gladio benzeri yapılar tasfiye edilirken Türkiye’deki bu yapı tasfiye edilmedi. İtalya’da 600 silah deposu açığa çıkarılıyorsa Türkiye’de 2 bin silah deposunun olduğunu söyleyebiliriz. Yargılamalar yenilenmeli, sadece sevk mahkemesinin incelenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sivas’ta Mahkûm Olanlar Anayasal Düzeni İhlal Suçundan Yargılandı”

Sivas olayına ilişkin değerlendirmede bulunan Toraman, “Dosya, sevk maddesiyle Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ne(DGM) gönderildi. Buradaki davadan ceza alanlar Anayasal düzeni yıkmak suçuyla ceza aldılar. 24 yıla yakın cezalar verildi. Uzaktan yakından alakası olmayan maddeler uygulandı. Şu anda Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) harekete geçip sadece sevk sebebini inceleseler şuan cezaevinde bulunanlar serbest kalırdı. Masum insanlara ceza verilmesi için gayret gösterdiler. Halbuki azmediciler asla aranmadı. Bu iki olayın failleri daha sonra meydana gelen tüm faili meçhullerin tamamının sorumlusudur” diye konuştu.

Muhammed DENİZ

Paylaş