Şirk, Müşrik Nedir?

Derneğimiz bünyesinde başlatılan Temel Kavramlar Dersleri’nin ikincisi olan ‘Şirk, Müşrik Nedir?’ konusu Onursal Başkanımız Mehmet Şahin  tarafından gerçekleştirildi.

‘Şirk, Müşrik Nedir?’ dersinden satır başları:

“Şirk“, “şerike“ fiilinden masdardır. “Şirk“ ve aynı kökten gelen şirket, müşâreket, sözlükte;
mülk ve saltanatta ortak olmak demektir. Bir şeyin birden fazla kişiye ait olduğunu ifade
ederler. Aynı kökten gelen ‘eşreke’ fiili, ortak koşmak, ortak olmak anlamına gelir. Ortak
koşana ise “müşrik“ denir.’

‘Kur’an, şirk üzerinde ısrarla durmaktadır. Çünkü tarih boyunca dinsiz toplumlardan çok şirk
koşan toplumlarla, ateist insanlardan çok müşrik insanlarla karşılaşıyoruz. İnsanlar,
Tevhid’ten uzaklaştıkça, din adına çok çeşitli yalanlar, hurâfeler uyduruyor, kendi
kafalarından sahte tanrılar icad ediyor; sonra da onlara yine kendi kafalarına göre ibâdet
ediyorlar. Bazı toplumlar da, başlangıçta Tevhid’e bağlı iken zamanla çeşitli nedenler
yüzünden şirke düşmüşler, dinlerini bozmuş ve yanlış bir şekilde inanıp din adına ilâhlar,
ilkeler, törenler, âyinler ve ibâdet türleri uydurmuşlardır.’

‘Şirkin mantığı Allah’ın dışındaki herhangi bir şeyi, bir varlığı, bir kişiyi, bir gücü veya beşerî
ideolojiyi Allah gibi değerlendirme, Allah yerine koymanın mantığıdır. Allah dışındaki
herhangi bir şeyi Allah gibi sanmanın, onlara ilâhlık vermenin adıdır şirk. Bu, onlara tapınma
şeklinde ortaya çıktığı gibi, inanç ve saygı olarak da görülebilir. Nitekim Kur’an câhiliyye
Araplarının putlara tapınmasını şirk olarak nitelendirdiği gibi O’na çocuk isnat etmeyi ve
yaratıkların ilâh sayılmasını da şirk olarak nitelemektedir. Bu yanlışlık, kulların Allah’a ait
ilâhlığı ve rabliği yeterince anlamamalarından kaynaklanmaktadır. Kur’an bu konuda şöyle
diyor: “Allah’ı gereği gibi takdir edemediler.“Hacc-74 Allah’ı hakkıyla bilemeyenler, O’nu
ve O’nun rabliğini anlamayanlar, başka dinlere girer, başka ilâhlara boyun eğerler.
Kendilerini âlemlerin Rabbinden mahrum edenler, içlerindeki ihtiyacı başka yalancı ilâhlarla
gidermeye çalışırlar. Kendini Allah’tan mahrum edenler, mutlaka başka ilâhlar (tanrılar)
bulacaklardır. Yaratılış gereği Allah’a kulluk etmeyenler, ibâdet edecekleri bir ilâha, bir puta
bağlanacaklardır.’

‘Câhiliyye Arapları, yaratıcı olarak sadece Allah’ı kesin bir şekilde kabul ediyorlardı .Modern
câhiliyye insanı ise, Allah’a bu kadar bile inanmıyor; ne olduğunu ve hangi vasıflara sahip
olduğunu düşünmeden doğa/tabiat ve tesadüfe yaratıcılık atfediyor. Tabiatı ilâhlaştırarak
çocukları, çiçekleri, güzellikleri doğanın armağanı olarak kabul ediyor. Bazen de bu “tabiat
tanrısı“na kendisini ve hemcinslerini ortak koşuyor, kendisinin veya başka insanların
yaratıcılıklarından bahsediyor.’

Yazının Tamamı İçin Lütfen Tıklayın…

Paylaş