İlhan Atlı   

İlhan Atlı      Nisan 1993 Bosna


Bosna’da şehid olan İlhan Atlı için 30 Nisan Cuma günü, Bursa iline bağlı Turan Köyü’nde gıyabi cenaze namazı kılındı. Tüm köy halkının katıldığı gıyabi cenaze namazına, Bursa’dan ve çevre illerden çok sayıda müslüman da iştirak etti. Günün erken saattlerinden itibaren köye gelmeye başlayan ziyaretçiler, şehidin babası ve ailesi ile sohbet ettiler.

Cuma namazının ardından şehidin silah arkadaşlarından biri gıyabi cenaze namazını kıldırdı. Namaz bitiminde cami kapısına, Şehid İlhan Atlı’nın, dev bir poster pankartı asıldı. Pankart altında toplanan kalabalık, selavat ve tekbir getirerek sloganlar attılar. Burada şehidin silah arkadaşlarından bir mücahid, konuşma yaptı. Konuşmasında “İslam şehidlerinin, dünya müstekbirlerine karşı verilen mücadelede, müslümanlar için yol gösterici olduklarını, onların yolunu izleyen müslümanların, er ya da geç zafere ulaşacaklarını” belirtti. “Allah için canını veren şehidlerin, vatan kavramını tüm dünya olarak algıladıklarını, dünyanın neresinde zulme uğrayan bir müslüman varsa, onlara yardım elini uzatmak için oraya koştuklarını” söyledi. Konuşmasına şöyle devam etti. “Bu gün dünya kafirleri her zenminde, her fırsatta, müslümanlara saldırıyorlar. Şehidlerimiz, bu saldırılara bedenlerini siper ederek karşılık vermişlerdir. Bu gün Türkiye’de aynı saldırılar devam etmektedir. Türkiye’deki laik düzen tarafından; bundan enfazla bir, bir buçuk ay önce, bir müslüman; İstanbul’un göbeğinde, evinin içinde infaz edilmiştir. Kafirler şunu iyi bilsinler ki, bizleri şehid etmekle, islami mücadeleyi durduramazlar. Aksine İslami mücadelinin şehidlere, şehadete ihtiyacı var. Şehidlerin kanı, İslami mücadelinin bereketlenmesini sağlayacaktır. Şehidin silah arkadaşının yaptığı konuşma esnasında sık sık “Şehidler ölmez” “Şehid İlhan Yolun devam edecek”, “Kahrolsun emperyalist kafirler”, “Kahrolsun Laik Diktatörlük” sloganları atıldı. Tekbir getirildi.

Bosna’da şehadetle kucaklaşmış müslümünların ilki olan, Şehid Selami Yurdan’ın babası Ferman Amca da, bir konuşma yaptı. Ferman Amca konuşmasında “Şehid İlhan’la yol arkadaşlağı yaptığını” belirterek şunları söyledi. “Müslümanların etrafındaki çember daralmaktadır. Bizler islamı yaşamazsak, çocuklarımızı islam üzere yetiştirmezsek, Bosna’daki müslümanların başına gelenler, bizim de başımıza gelecektir. İslam’ı yaşayalım ve çocuklarımızı bu şekilde eğitelim.

Konuşmalardan sonra program, şehidlerin ruhuna okunan Fatiha’larla son buldu. Ardından şehidin babası İrfan Atlı, herkesi hazırlanan şerbeti içmeye ve pilav yemeye davet etti. Bu arada kalabalık hakkında fikir vermesi açısından, bin adet pilav tabağı güçlükle yettiğini belirtelim. Yine de köy halkı dahil olmak üzere herkes, dağıtılan pilavdan fazlasıyla nasibini alıyordu. Daha sonra, Bursa’dan ve çevre illerden gelen müslümanlar, şehidin ailesiyle vedalaşarak köyden ayrıldılar.

Bosna Şehidimiz İlhan’ın Babası İrfan Atlı:

“Sekiz Oğlum İle Birlikte Cihada Hazırım”

Bosna’da şehid olan İlhan Atlı müslümanları uyardı. Yalnızca düşünce üretmekle, kulluk görevimizi yerine getiremeyeceğimizi bir kez daha hatırlattı.

Her şehadet bir uyarıdır.

Her şehid bir uyarıcıdır.

Allah’ın cennet karşılığında canımızı ve malımızı istediğini, toprağa dökülen temiz kanıyla yazdı.

Allah içimizden muttakî olanları şehadet derecesi ile taltif ediyor.

İlhan’da içimizden biriydi, bir müsmandı.

Ama gönlü şehadet için kanatlanmıştı.

Besbelli cennetin kokusunu almıştı.

Şimdi Rabbinin nimetine erdi.

Değişim, şehidin babasıyla bir konuşma yaptı. Aşağıda sunduğumuz konuşmayı dikkatle okuyunuz. Göreceksiniz içine cennet kokusu düşenler şehid oluyor.

Allah bizim içimize bu mübarek kokuyu bağışlasın.

Bağışlasın da dünya hayatında oyalanmayalım.

Oyalanmayalım.

Değişim- Bursa

İrfan Amca biraz oğlunuzdan bahseder misiniz?

1969’da Bursa’ya bağlı Turan Köyü’de doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra okula gitmedi. Kendi tarlamızda çiftçilikle uğraşıyordu. 1992’de, 1969’un son tertibi olarak askerden döndü. O zaman da Bosna Hersek katliamı başlamıştı. Oğlum çok takvalı bir insandı. Üç aylar orucunu hiç bırakmazdı. Bosna’da bile üç aylar orucunu tuttuğğunu duyduk. Çocukları da çok severdi. Askerde iken köyün bütün çocuklarına kart gönderirdi. İnsanları severdi. Yolda gelip geçen bütün insanlara selam verirdi.

Oğlunuzun Bosna’ya gitme kararını nasıl karşıladınız?

Bir an önce askerliğini bitirip düğününü yapmak istiyorduk. Bu evin ikinci katını O’nun için yaptırmıştık. Askerliğini bitirip geldiğinde, Bosna Hersek katliamı başlamıştı. Sürekli ağlıyordu. Bizim gönlümüzü yapmaya ve izin koparmaya çalışırdı. Bir taraftan helâllik isterken, diğer taraftan hazırlık yapıyordu. En son 29 Ağustos akşam yemeğinde, herkesten önce kalkıp, kapının önünde dikildi. Biz daha yemek üzerindeydik. Hemen Bosna’ya gideceğini söyledi. Bizden helâllik istedi. Lokmalar boğazımıza tıkanmıştı. Ben o an, ağır sözler söyledim.  “Oğlum şimdi devlet yok, yaramızı saracak kimse yok. Bir kaşık çorba veren olmaz.” diye tersledim. Ve sözümü dinleyip gitmemesini söyledim. Bana dedi ki: “Baba ben senin sözünü üç yerde dinlemem. İçki getir, desen getirmem. Namaz kılma desen kılarım. Allah yolunda cihada katılma, desen katılırım.” dedi. Ama şu anda oğlum Allah katında benim için şefaatini istiyorum.

Oğlunuz Bosna’ya gittikten sonra haberleşiyordunuz?

Bazen telefonla bizi arıyordu. Telefonda devamlı bizden dua etmemizi ve Bosna’lı kardeşlerimiz için yardım toplamamızı istiyordu. En son 15 gün önce telefon etmişti. Ben kendisine “Anan çok ağlıyor, gelsen iyi olur.” dedim. Bana dedi ki; “Baba ! Burada ne analar ağlıyor bir bilseniz siz de gelirdiniz.” dedi.

Oğlunuz İslami eğitimini nasıl aldı?

Kökümüz İslama bağlıydı. Küçükten Kur’an Kurslarına giderdi. İslami olan sohbetleri kaçırmazdı. Hatta köyün bütün gençlerini minübüs tutup, sohbetlere götürürdü. Ve devamlı yanında islami kitaplar bulunudururdu.

Şehadet haberini aldıktan sonra ki halinizi anlatır mısınız?

Cuma günü şehid düşmüş. Biz Cumartesi günü akşam haberini aldık. O’nun şehadeti beni diriltti. Şimdi ben O’nun dairesine taşındım. Ve şehid oğlumun manevi havasını teneffüs etmeye çalışıyorum. Ve bu olayla, insanları tanıma fırsatı buldum. Gülenler, alay edenler “Senin oğlun mu, bu dünyayı kurturacak?” dediler. İki günlük dünya hayatı için zillet içinde mi yaşayalım? Büyüklerimi düşünüyorum. Bakıyorum onlar yoklar, nerede onlar? Öldüler. Sıra bende, sizde, nihayet ehepimiz öleceğiz. Genç, yaşlı demeden, siz zannediyor musunuz ki, ben hepinizden önce öleceğim? Hayır, ölümün kime, ne zaman ve nasıl geleceği belli olmaz. Onlar da bir gün ölecek. Şehidimden çok onlara üzülüyorum. Şu, bu ismi taşıyanların vay haline. Onlarla ahirette hesaplaşacağız. ÜçBeş tane dinsiz BM’yi kurmuş, kendi menfaatlerini kolluyor. Ve islamı ezmeye çalışıyor. Körfez savaşı ortada. Bosna’ya asker gidemiyor. Azerilerin hali nice oluyor? Ermeniler sırtını bize dayayıp orada kardeşlerimizi vuruyor. Artık bizim 12 günlük ömrümüz kaldı, sizler uyanın.

Bize son mesajınız nedir?

Oğlumun şehadetinden sonra anladım ki, tek müslüman oğlum değilmiş. Tanımadığımız insanlar akın akın ziyaretimize geldi. Cuma günü vermiş olduğumuz ‘şehadet şerbeti’ mizi içtiler. Bir oğlum gitti, binlerce oğlum geldi. Ben çiftçiyim, tarlayı ekersen biçersin. Allah için çalışın, Allah için savaşın. Allah’tan bir şey isteyebilmek için bir şeyler yapın. Bin kez ölseniz de, Allah yolundan dönmeyin. Ama yalnız ölmek için savaşmayın, öldürmek için de savaşın. Düşmanların tekniği çoktur diye, savaştan vazgeçmeyin. Unutmayın ki, teknikten daha kuvvetli iman vardır. Babalar ! Çocuklarınızı, Allah yolundan sakındırmayın. Sekiz çocuğum daha var, ben de beraber olmak kaydıyla, Allah yolunda savaşmaya varım. Her şey İslam için, her şey zulmü ortadan kaldırmak için. Ben inanıyorum ki; bu imanlı insanlar olduğu müddetçe, zulüm bitecek, Allah dinini hakim kılacaktır.

KAYNAK: Değişim Sayı:3  Mayıs 1993

 

Paylaş