Hüseyin Gülseren 

Hüseyin Gülseren   1 Nisan 1995-Videno-Çeçenistan


İlkokulu Çardakta okuyan Hüseyin Gülseren, orta okul ve endüstri meslek lisesini Urfa’da okudu. 1968-70 yılları arasında askerliğini yapan Hüseyin Gülseren, askerlik dönüşünün hemen akabinde 1971 yılında; adını Şanlı Çeçen kıyamı ile Türkiye kamuoyunun yakından tanıyacağı Medet Ünlü’nün kızkardeşi Mürüvvet Hanımla evlendi. Evliliğinden üç çocuğu dünyaya geldi. En büyük evladı bu günlerde askerlik görevini yapmakta olan Yaşar Gülseren, küyük kızı Sevinç  Gülseren evli ve halen üç çocuk annesi, küçük kızının adı ise Şefika (18).

İşgal altında bulunan Çeçenistan’da Ruslar’a karşı savaşırken şehid olan Hüseyin Gülseren ve Rusya’nın Çeçenistan’ı işgalinden bu yana hayatlarını yitiren Çeçen Mücahidler için, Beyoğlu Ağa Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılındı. Cuma namazını müteakiben kılınan cenaze namazından sonra, Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçen kalabalık bir grup, Rusya ve Yeltsin aleyhinde sloganlar atarak Rus Konsolosluğu önünde toplandılar.

Şehid Hüseyin Gülseren’in eşi Mürüvvet Gülseren “Kocam için üzülmüyorum. Çünkü o şehid oldu. Allah orada kalan müslümanların yardımcısı olsun.” dedi.

Kayınbiraderi Medet Ünlü ile şehid hakkında yaptığımız görüşme:

Çeçenistan şehidimiz Hüseyin Gülseren herhalde sizin enişteniz oluyor. Bize kısaca bilgi verir misiniz?

Kahramanmaraş Göksun-Çardak 1947 doğumlu. İlkokulu Çardak’ta okudu. Orta okul ve endüstri meslek lisesini Urfa’da okudu. 1968-70 yılları arasında askerliğini yaptı. 1971 yılında evlendi.

Hayatının belli bir kısmını serbest çalışarak idame ettirmiş, bu arada iyi bir mobilya ustası ve marangozluk yeteneğine sahip olduğu için, yurtdışında çalışan bazı şirketlerle anlaşmıştır. Yurtdışında senelerce çalışmıştır. Mesela Libya’da bulunmuş. Savaş başlamadan önce, Çeçenistan’da çalışmaya başlamıştı. Savaş öncesi rahatlık döneminde, Çeçenistan’a giden Çeçenler’in çoğu, savaş başlayıp ta bombaların yağmur gibi yağmaya  başlamasından sonra; gidenlerin hemen hemen hepsinin geri döndüğünde, “Ben insanlığımın onuru adına bu ülkeye geldim ve bu ülkedeki kardeşlerimin acısını paylaşmak zorundayım.” diyerek, O kardeşimiz dönmedi. Kendisini orda yaşayan insanlardan bir parça addetti. Zaten kendisi de Türkiyeli Çeçenler’dendir. Dolayısıyla cihadın içerisinde kendisinin yapabileceği her ne varsa onu yüklenme, ifadesine bağlı olarak 1 Nisan 1995 tarihinde Serjenyurt’ta lojistik destek anlamında bir nakliye yapılırken; silah, techizat taşınırken, Ruslar tarafından konvoyun bombardımanı sırasında, bulunduğu arabanın bombalanması neticesinde, şehadet şerbetini içti. Mezarı Videno yakınlarında  Dişnoy denilen bir mıntıkadadır.

Kendisi Türkiye’de doğmuş bir Çeçendi. Atalarının hangi yıllarda göç ettiğini biliyor musunuz?

-Türkiye’ye göç etmiş Çeçenlerin genel çoğunluğu 1864-72 yılları arasındaki mücadele döneminin sonundaki göçte gelenlerden olan Yalhoy kabilesinin torunlarındandır.

Şanlı Çeçen Kıyamı’na destek veren birisi olarak, şu anda gelinen durumu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Savaş, bedel ödemek adına yapılan bir hareketti. Savaşın bedelinin çok ağır olacağını, Çeçen halkı biliyordu. Bunu da kıyamdan geri kalmayarak; hem Çeçen halkı, hem de önderleri bedelini ödeyerek ispatlamış oldular. Şu anda ulaşılan nokta itibariyle Çeçenistan, bir tek Rus askerinin bulunmadığı, Rus Emperyalizminin geçerli olmadığı ve sadece Lailahe İllallah altında olan bir coğrafyadır. Muhalefette yer alan ve savaş döneminde birlikte olan komutanların oluşturdukları ve başında ünlü Komutan Şamil Basayev’in bulunduğu Şura’da yer alanlar ile Çeçenistan’da şu anda yönetimde bulunan Aslan Mashadov kabinesi  arasında, bu tarafa yansıyan olumsuz haberlere rağmen, son derece güzel, uyumlu bir işbirliği var. Bu anlamda birlik ve beraberlik içerisinde olma ihtiyacını, onlar hep birbirlerine hatırlatarak; sadece Çeçenistan misak-ı millisi olarak kabul edip de, orada duralım, düşüncesinin ötesinde düşüncelere sahiptirler.

Bu düşünce sahiplerini isimlendirebilir misiniz?

-Hemen hemen bütün bir Çeçen toplumunu, bunun içerisinde görebiliriz. Bunlar, tüm Kafkasya coğrafyasına şamil bir devlet kurma, idealini taşımaktadırlar. Ufak tefek yöntem, metod farklılıklarına rağmen; bütün bir Çeçen toplumu bu ideale sahiptirler. illa bir isim zikretmek gerekirse Şamil Basayev’i zikredebiliriz. Biraz önce de söyledim. Hemen hemen bütün Çeçenler, bu ideali taşımaktadırlar.

Size teşekkür eder, Çeçenistan’ın ve tüm islam coğrafyasının, daha güzel günlere kavuşmasını temenni ediyorum.

Ben de sizlere teşekkür ediyorum.

 

KAYNAK:Selam Gazetesi Sayı:86

 

Paylaş