Fuat Çağlar     

Fuat Çağlar         1994 Tacikistan


1968 Yılında Tokat’ta doğan Fuad Çağlar, ilk ve orta okulu Tokat’ta okuduktan sonra, İstanbul’da İmam-Hatip Okulu’nda lise tahsilini tamamladı.

Lise yıllarında, farklı olduğunu belli ediyordu. Kabına sığmaz, çalışkan bir mizacı  vardı.  Lise eğitimin yanında, özel olarak dersler aldı. Çağın problemini, Kuran’ı anlayamamış olmamızda buluyordu. Bir müslümanın çok çalışması, Kuran’ı çok iyi bilmesi gerektiğine inanan bir kimseydi. Tahsiline İlahiyat Fakültesi’nde devam etmeye karar verdi.

Tahsilini sürdürürken, öğrendikleri, kendisini zor durumda bıraktı. “Çünkü bu öğrendiğim Kuran, yaşanmak için gönderilmiştir. Öğrendiklerimle amel etmek zorundayım” dedi. Ve kendisini Afgan dağlarında buldu. Afgan dağlarında, mücadelenin hazzına ulaşan Fuat , geri döndüğünde, aynı heyecanı arkadaşları arasında da yaşadı. “mücadele insanı yalnızlıktan kurtarır. Mücadele insana hayat verir” diyordu. Tahsiline bir müddet daha devam eden Fuat, dört aylık eşini Allah’a emanet ederek, cihad etmeyi yeni öğrenen, Tacikistan’lı kardeşlerinin yanında olması gerektiğine inandığından dolayı, bu cephemize koştu. Tacikistan yeni bir mekân. Fuad’ı bekleyen vardı orada.  Tacikistan; sevgiliye, en sevgiliye kavuşma yeriydi Fuad için.

“Bilmem ki safa neş’e bu ömrün neresinde

Bâri şâd olsa bu gönül, son nefesinde”

KAYNAK: Selam Gazetesi Sayı:57

 

Şehidimiz Fuat Çağlar’ın Aziz Hatırasına

Seni ilkin ben kıskandım

Bizim için bitmedi cihad, bitmeyecek

zaman inkılaba gebe duruyor

kıyama mekteb olmuş

özgürlüğün dağlarında

Tacikistan’da

nice güller kurşunlanacak

ve mevsimler açacak

bu kahır bu zulüm

inkılab doğuracak

Hep sakıncalıdır iman erleri

sevgiyle ölüm bir tutulur

sevdası kan lekesi

ve peşinde avcı köpekleri

cellatlardan bir manga olsa da

bir tebessüm olur yiğidin gözlerinde

hayatın özeti

sevmek neymiş gösterir

öder de bedelini

uzun sürecek bu savaş

mavzerlere dost sarılıp

gözlerimi yatırıyorum uzaklara

cennetin kokusu

bir şarapnel parçasında

sanki şu dağın arkasında

ve yüzünde akıntılar

kevsere doğru

 

Çağrılar yükseliyor dört bir yandan

sonsuzluğa vurgun çağrılar

mezar taşlarına değil

duvarlara yazsın rüzgarlar

ölüm nedeni:

şahdamarından yakın olana

ödedi sevgisinin bedelini

 

Umarsızlığı, kaygısızlığı

kara gözlerinin ateşiyle erittin

seni ilkin ben kıskandım

gözlerimi uçurup gittin.

Bünyamin Doğruer

 

Paylaş