Bırakalım Uçmak Kuşlara Kalsın

 


‘Çizgiden’ nesil değiştiren ‘filmlerin’ yapıldığı günümüzde, Kalem’den inkılab yapılacağına olmayan inancımız, neden bu durumun içindeyiz sorusuna en güzel  cevabı veriyor.

Ağır özgüvensizlik travması geçiren bizlerin şekilden şekle bürünmesi zor olan işimize bir zorluk daha yüklüyor.

Kendi hayat düzenini oluşturmadan kopya hayat sürenlerin önümüze koyduğu  çözüm yolları ne kadar ciddiye alınabilir? Bizleri boğan “ben” kelimesinin aslında  ötekiler olmadan hiçbir işe yaramayacağı ortada olan bir gerçektir.

Zenginlik olarak gördüğümüz farklılıklarımızın bizleri ‘zafere giden yolda her şey  mubahtır’ algısına götürmesi muhtemeldir. Önceliklerini belirlemeyen bizlerin gelecek nesillere öncü olması ise ileri düzey hayalperestliktir.

Sağ elin verdiğini sadece sol elin görmediği bir toplumda ilahi reçete her şeyden daha büyük bir önem ifade etmektedir.

Güneş doğmayan gönüllerin, batmayanlarla karşı binada oturduğu adalet sistemi ise ilahi reçeteyi uygulamanın gerekliliğini en bariz şekilde gösteriyor.

Eşitlik nidalarıyla adalet ölçüsünü ört pas etmeye çalışanlar görevlerini en iyi şekilde  yerine getirirken, yeryüzünün  inşasına memur olan bizler ise laf cambazlığı içinde  boğularak bir neslin doğumunu git gide erteliyor.

Umut gözüyle baktığımız  ‘Biz’cilerin kendilerini kurtarılmış ‘ırk’ olarak görmesi de önümüzde aşılması gereken nice engeller olduğunu gösteriyor.

Hayalperestlik kıskacından kurtulamayanlar, herhalde uçmanın yalnızca kuşlara  ait olduğunu unutuyor.

Unutmayalım: Umut kapısı kıyamete kadar açıktır ve

BIRAKALIM, UÇMAK KUŞLARA KALSIN.

Recep YİĞİT / Fatih Akıncıları

Paylaş