Ahmet Aydın

Ahmet Aydın     23 Nisan 1994 Diyarbakır


10 Ekim 1960 yılında Diyarbakır’a bağlı Dicle (Piran) İlçesi’nin Kırkpınar Köyü’nde doğdu. İlköğrenimini Dicle’de, ortaöğrenimini de Diyarbakır’da yaptı. Daha sonra, Açıköğretim Üniversitesi’ne giren Ahmet Aydın, İslamî görüşünden ötürü, solcu öğrenciler tarafından kendisine yapılan baskılar  sonucu okulu bırakmak zorunda kaldı ve daha sonra iş hayatına atıldı.

Assubaylık yaptığı süre boyunca, islami yaşantısı ve düşüncesinden dolayı defalarca sürgün edildi. Görev yeri sürekli değiştirildiğinden, bir çok müslümanla tanışma fırsatını elde etti.

Değişik yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptıktan sonra, 1993 yılında Hira dergisi’nde makale ve hiciv yazıları yazmaya başladı. En son 1993’te sürgün edildiği Siverek’teyken 5 Mart 1994’te malülen emeklilikten görevden ayrıldı.

Hayatı boyunca görüp şahid olduğu çarpıklıkları hicvetmede usta olduğu kadar, toplumsal hastalıkları irdelemede ve çözümlerini sunmada da örnek sayılacak bir yazarlık yeteneğine sahip idi.

En son Hira Dergisi’nin Mart-Nisan 1994 sayısında “Otorite Kurmada Şiddet ve Korkunun Rölü” başlıklı yazısında, bölgede şiddet yanlısı güçlerin, otorite kurmada şiddetten başka yol tanımadığını ayrıntılı bir şekilde anatıyordu:

“…Bölgede şiddet kol geziyor. Şiddete iman edenlerle, iman etmeyenler arasında keskin bir çizgi var. Şiddeti tercih etmeyenler, bu gün mazlum konumundalar. Bazıları gözünde dün pısırık, korkak olan mazlumlar, bu gün İslam’ın varlığını yaşatma mücadelesi veiyor. Çünkü Kürt halkının pisikolojisinde derin yaralar açan bu üçlü şiddet tezgâhı, gördüğü silaha boyun eğmeyi tercih edecek bir toplum oluşturma yolunda… Halk, gözü önünde işlenen cinayetlere ses çıkaramaz hale gelmiş  durumda… Kim kimi vurursa vursun, hiç kimse karışmaz ve el kaldırmaz. Sırasını bekleyen kurbanlık koyunlar gibi, hangi şiddet taraftarınca öldürüleceğini bekliyor. Haksızlıklara, zulme, baskıya boyun eğme anlayışı genel kabul görmüş durumda. Bu halin daha ne kadar süreceği ise, İslami mücadele erlerinin gayretlerine ve Allah’ın takdirine bağlıdır. Şiddet kullanarak korkutmayı ve itaat ettirmeyi benimsemiş olanların önünde şimdilik, mazlumlar engel olarak duruyor. Ancak, eğer mazlumlar bu işi hallledemezlerse, sıranın diğerlerine geleceği de kesin!..”

Kalemiyle, şiddetin her türlüsüne sürekli karşı çıkan Ahmet Aydın, 23 Nisan 1994 günü  şiddete iman etmiş zalimlerin silahlı ve bombalı saldırısında şehadete kavuştu.

Şehid Ahmet Aydın’ın Vasiyeti

Alemlerin rabbi olan yüce Allah’a (cc) hamd-ü senalar; O’nun Rasülü Muhammed’e (sav), Pâk Ehline, güzide ashabına ve tevhidi yolu takip eden muvahhidlere, alimlere, şehidlere, mustaz’aflara ve kıyamete dek tevhid meş’alesini birbirine devreden mü’minlere selam olsun!

Rabbimize ne kadar şükretsek azdır ki, bizleri müslüman olarak yarattı. Ailemizi islami bir aile yaptı.

Doğan her insan ölüme mahkumdur.Bu gerçek değiştirilemediğine göre bize ve tüm kardeşlerimize düşen görev, Allah’a lâyıkı ile kul olmak, bu uğurda çalışmaktır. Ana ve babama derim ki; bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapılacak olan İslami çalışmalara destek olunuz. Bizlere olan sevginiz ahiretimizi yok etmesin! Çünkü tarihte genç müslümanların önünde hep aileleri mani olarak çıkmıştır. Sizlere düşen görev Sümeyyelerin, Nesibelerin ve Yasirlerin fonksiyonunun yerine getirmektir. Bunun da mükâfaatını inşallah görürsünüz.

Kardeşlerime ve bacılarıma şunları tavsiye ederim: Şu anda hepiniz birer aile kurdunuz. Bunu devam ettirin! Çocuklarınızı küçükken çalışmalara katın. merhametiniz eğitimlerine mani olmasın. Aile bireyleri olarak birbirlerinize saygılı, şefkatli olun. Birbirinizin libası olduğunuzu unutmayın. Hiç bir müslümana yakışmayan, klasik cahilî aile kavgalarına bulaşmayın. Küçüklere sevgi, büyüklere saygı da kusur etmeyin ki; toplum içinde saygınlıkla anılırsınız. Yengelerime şunu tavsiye ederim ki, ibadetlerine dikkat etsinler, kadın çalışmalarına muhakkak katılsınlar. Çocuklarınıza İslami terbiyeyi sizler vereceksiniz. Bu konuda azami dikkati gösterin.

Hanım ve çocuklarıma gelince, insan fanîdir. Bakî olan Allah’tır. Yokluğumuza tevekkül edin ve bol dua edin. Benden sonra sakın cahilî hayata dönmeyin! İslami çalışmalara benden sonra daha da dikkat edin. Acınız sizi davadan uzaklaştırmasın. Hanım ! Çocuklara yardımcı ol. Onların islami hareketlerine mani olma. Özellikle bir şehid annesi olmayı arzula !

Abdullah ve Betül!… Sizler de büyüdüğünüzde beni Allah’ın ve kullarının yanında utandırmayın. Size yüklenen misyona lâyık olun. Zamane gençleri olmayın. Mus’abları, Zeyneb’i, Hüseyin’i örnek alın. İslam Devleti’ni ve onun Aziz İmamı’na ihanet etmeyin. O’nun emirlerine itaat edin.

Tüm aile bireylerine söylüyorum: Dünyadan ayrılışım inşaallah şehadetle olur. Ancak ecelle ölüm de olsa, bu vasiyetime dikkat edin. Aranızdan ayrılmamdan dolayı, cahiliyenin yaptığı gibi, saç, baş yolmayın. Allah’a isyan etmeyin. Bilakis, şehadetse sevinin, ecelle ölüm ise dua edin. Sabırlı olun. Çünkü bizler; “Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz”. Şunu unutmayın: Bir şehid 40 kişiye Allah’ın izniyle şefaat edecektir. Şehid olursam buna dikkat edin. Sabır vetevekkülünüzle diğer şehid ailelerine örnek olun. Ali’nin düğünü nasıl örnek olduysa, bu da benim düğünümdür, yine örnek olsun.

Ya Rabbi ! Bizler, İslam binasının yükünü çeken moloz siyah taşlara talibiz. Bizi bu taşlardan kıl ki, çocuklarımız İslam binasının gözüken kısmı olsunlar. Ya Rabbi, bize merhamet et, bizi rahmetinle affet. Razı olduğun kullardan kıl!  Emenetimizi yerine getirmemizde bize yardımcı ol. Bize şehadet nasib et ! Mumain olan nefisten kıl bizi Ya Rabbi. Müslümanlara yardım et ! Birbirlerine merhametli olmalarını sağla. Dünya istikbarını kahret. Müslümanlara kuracakları tuzaktan dolayı bizleri uyanık kıl. Bizlere zaferini nasib et.

Velhamdülillahi Rabbi’l Alemin….

KAYNAK: HİRA DERGİSİ – Temmuz-Ağustos 1994 Sayı:14

Paylaş