Adil Torun 

Adil Torun    5 Temmuz 1993 Başbağlar-Erzincan


“İnna lillahi ve İnna ileyhi raciun”

“Allah yolunda öldürülenleri  sakın ölüler  sanmayın. Hayır, onlar Rabb’leri katında diridirler, rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlar arkalarından henüz ulaşamayanlara müjdeler vermektedirler ki, onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.

Onlar Allah’tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.”      (Ali İmran 169-171)

Bir Tohum Daha Girdi Toprağa: Adil Torun (1970-1993)

6 Temmuz 1993 tarihinde, Erzincan’ın Kemaliye İlçesi’nin Başbağlar Köyü Katliamı’nda, köy imamı olan Adil Hoca şehid edildi. Kendisini tanıyanları ve müslümanları yasa boğdu.

Katliamdan sağ olarak kurtulanların anlattıklarına bakılır ise, 6 Temmuz günü köylülerle birlikte Adil Hoca da, en hunhar bir şekilde, kurşuna dizilerek, şehid edilir. Köy tamamen yakılarak katliam tamamlanır.

Erzincan’lı müslümanlar Adil Hoca’nın şehadetini, 7 Temmuz günü sabah vakti öğrendiler. Şehidlerini almak için yola koyuldular. Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra, katliamın yapıldığı köye yakın olan, Başpınar Nahiyesi’ne gittiklerinde, Köy Hizmetleri’ne ait olan kamyonlarla cenazeler getiriliyordu. Müslümanlar Şehid Adil Hoca’nın cenazesini, oradaki cenazelerin arasından aldılar. Mübarek şehid, şehadetin mutluluğunu tadıyordu. Kardeşlerine tebessüm ederek, onları da arkasından bekliyordu. Kutlu yolculuğa, onları da davet ediyordu. Şehidin simasından, bunları anlamamak imkânsızdı.

Şehid Adil Hoca oradan alınarak, Erzincan merkeze getirildi. Kendisine karşı son vazifelerini yapmak için, hazırlıklara başladılar. Diğer yörelerdeki müslümanlar haberdar edildi. Cenaze namazı kılınacak, şehidin hayatı, mücadelesi anlatılacak ve daha sonra katliamın kınanması için, şehid, müslümanların omuzunda, tekbirlerle, salavatlarla, şehir içinde yürünecekti. TC Kolluk kuvvetleri, olayı sezinlediklerinden dolayı, sıkı güvenlik önlemleri almaya başladılar. Şehidin bazı akrabaları ve müftü ile işbirliğine girerek, müslümanların cenaze merasimini yapmalarına engel oldular.

Bir oldu bittiye getirilerek, cenaze namazı kıldırıldı. Alel acele şehidin doğum yeri olan, Erzincan’ın Tercan İlçesi’ne götürülüp defnedildi. Şehidin cenazesinin, müslümanların elinden zorla alınıp götürülmesi, müslümanların TC’ye ve müftülüğe olan kinini daha da artırdı. Laik olduğunu, demokrasiye bağlı olduğunu söyleyen TC, müslümanların kendi cenaze merasimlerini yapmalarına bile müsaade etmemekte, tahammül edememekte. Bu da savunduğu ilkelerine, ne ölçüde sadık kaldığını ortaya koymaktadır.

Adil Hoca’nın şehadeti, müslümanlar nezdinde, büyük bir kayıptır. Ama O, toprağa girip filizlenecek, dal budak salacak ve bereketli olacak olan bir tohumdur. İnşaallah O’nun şahsiyeti, samimiyeti ve islami mücadelesi, tüm müslümanlara örnek olacaktır. O ölümü ölümsüzleştirmekte bizlere bir meşale olmuştur.

İslami Mücadelesi ve Şahsiyeti

Adil Hoca, İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra şuurlanmaya başladı. Kendisine öğretilen ve halk bazında yaşanan İslam’ın, gerçek İslam olmadığını, bozulmuş, hurafe ve bid’aderin karışmış olduğu bir İslam, olduğunu gördü. İşte bu noktadan hareketle, gerçek İslam’ı öğrenmek için gayret etmeye  başladı. Şuurlu müslümanlarla görüşüp, onlardan İslam’ı öğreniyordu. Doğru ve gerçek kaynaklardan İslam’ı öğrenmeye çalışıyor ve öğrendiklerini diğer insanlara da aktarıyordu.

Her yöredeki insanları ziyaret ediyor, İslam’ın bütün hayata hakim olması için gayret sarfediyordu. İnandıklarını tüm benliğinde yaşamaya çalışıyor ve ihlasıyla bunu ortaya koyuyordu.

Yüklenmiş olduğu sorumluluğu, en güzel bir şekilde yerine getirdi. Yapmadığı bir şeyi başkasından istemezdi. Kendi nefsinde uygulamadığı İslami bir vasfı,  kardeşlerine tavsiye etmezdi. Şehidin en önemli özelliği, çok okuması ve okumak şartıyla aldığı kitapları başkalarına  vermesi idi. Görev yaptığı köyde, halkı bir araya getirip, İslamî sohbetler yapıyor, çocuklara Kur’an öğretiyor ve halka, tek kurtuluşun İslam’la mümkün olacağını anlatıyordu. Dünya coğrafyasında müslümanların çekmiş olduğu ızdırap ve çileler, Adil Hoca’nın içini kemiriyordu. Hatta Bosna’ya şehid olmak için gideceğini dahi söylüyordu. Ve nihayetinde arzuladığı şehadete kavuşarak Rabbine ulaştı.

Şehid Ailesiyle Görüştük

Ailesi ile yaptığımız görüşmede onları gayet sakin ve sabırlı gördük.

Takriben 75 yaşlarında olan babası ile Şehid Adil Hoca hakkında konuştuk:

Hacı amca, bize şehidin hayatını anlatır mısınız?

Adil, 1970 yılında Erzincan’ın Tercan İlçesi’ne bağlı Beşgöze Köyü’nde doğdu. 1980 yılında Erzincan İmam Hatip Lisesi’ne kaydoldu. Okulunu başarılı bir şekilde 1987’de bitirdi. 1989 yılında İmamlık görevini yapmaya başladı. 1991’denberi Kemaliye’nin Başbağlar Köyü’nde görev yapıyordu. 6 Temmuz günü hayatını şehadetle noktaladı.

Peki köylülerle ilişkileri nasıldı?

Köylüler hocayı seviyorlardı. Çünkü hoca, onlara İslamı anlatıyor, Kur’an’ı anlatıyordu. Sürekli köylüleri ziyaret eder, hal hatırlarını sorardı. Onlara her yönüyle yardımcı olmaya çalışırdı. Çocuklara Kur’an öğretiyor, gençlerle oturup İslamî sohbetler yapıyor ve islamî kitaplar dağıtıp okutturuyordu. Bu açıdan hocadan çok memnunlardı.

Akrabalarıyla ilişkileri nasıldı?

Onlarla ilişkileri iyiydi. Sürekli akrabalarını ziyaret eder, hal hatırlarını sorardı. Silai rahime çok önem verirdi. İslama göre yaşamalarını isterdi ve onlara ahiret gününü hatırlatmayı ihmal etmezdi.

Peki siz ana babalarına karşı nasıldı?

Bizleri çok severdi. Gönlümüzün kırılmamasına dikkat ederdi. Hiç bir zaman bizden uzun bir müddet ayrı kalmazdı. Aramızdan ayrılışı, bizim için bir kayıp oldu. Ama şehadetinden dolayı mutluyum.

O’nun islami mücadelesini nasıl karşılıyordunuz?

Tabii ki iyi karşılıyorduk. Ailece O’na yardım etmeye çalışıyorduk. Sürekli şehadeti arzulardı. Kafirlerden asla korkmadığını ve korkulmamasını söylerdi.

Hocayı evlendirmeyi düşünüyor muydunuz?

Zaten hoca nikahlıydı. Pek yakında düğününü yapacaktık. Ama Allah bize şehadet düğününü nasib etti.

Şehadet haberini aldığınız zaman neler hissettiniz?

Önce şaşırdım ve ne de olsa baba ciğeri, biraz ağladım. Daha sonra ağlamamam gerektiğini düşündüm. Çünkü O şehid olmuştu. Benim mutlu olmam gerekiyor.  Allah’a hamd edip, O’nun verdiği sabırla kendimi kontrol edebiliyorum.

Şehidi son kez gördünüz mü?

Evet, yüzünü gördüm, gözlerini öptüm ve yüzünde şehadetin mutluluğu anlaşılıyordu. Daha sonra yüzünü kapattılar ve ben oradan ayrıldım.

Hacı amca son olarak neler söylemek istersiniz?

Adil’in şehadeti, ailemde bir kıvılcım oldu. Diğer oğullarım ve ben O’nun yolunu takip edeceğiz. İslam’ı iyi öğrenmeliyiz. Kâmil bir imana sahip olmalıyız ki, kafirlerle, islam düşmanlarıyla mücadele edip geri dönmeyelim. Onlardan korkmamalıyız. Birlik ve beraberliği oluşturmamız gerekir. Allah’a vereceğimiz hesaba kendimizi hazırlamalıyız. Allah hepinizden razı olsun ve hepimize şehadeti nasib etsin.

Hacı Amca, şehid sahibi olduğunuzdan dolayı sizleri tebrik eder, taziyelerimizi bildiririz. İnşaallah peygamberin “Şehid ailesiniden 70 kişiye şefaat eder.” hadisinin gereğine nail olursunuz.

Allah şehadetini mübarek kılsın. Tekrar başınız sağolsun.

KAYNAK: Değişim Dergisi Ağustos 1993 Sayı:6

 

Paylaş