Abuzer Biratlı-Abuzer Korkusuz   

Abuzer Biratlı – Abuzer Korkusuz      4 Nisan 1992 Malatya


Her şey normaldi. Pötürge ilçesi Tepehan Nahiyesi müslüman halkı o sabah bayram namazı için camiye dolmuştu.  Ancak karakol önünden gelen silah sesleriyle, iki ihtiyar dedenin yere düştüğü görüldü. Her şey bir anda olmuştu. Jandarmalar, 80 yaşlarında iki ihtiyarı şehid etmişlerdi.

4 Nisan 1992 Cumartesi günü, meydana gelen olayın gelişimini yöre halkı şöyle anlatıyor: “Aslında bu olay ilk defa meydana gelmiyor burada. Bundan iki yıl önce de,  bir köylüyü jandarmalar karakolda öldürmüş ve bir ağaca asmışlardı. Olay fazla büyümeden kapatılmıştı nedense? Buraya karakol geldi geleli rahat yüzü görmedik. Karakolda yırtıcı köpekler var. Bunlar, bir çok kadını ve kız çocuğunu yaraladı. Ne kadar ikaz edildi ise, hiç bir önlem alınmadı. Hatta, karakol hakkında; Malatya’da üst düzeyde yetkililerle de görüşüldü, ancak yine de sonuç alınamadı. Son olarak öldürülen Hacı Abuzer Biratlı, dün akşam karakola giderek, köpeklerin dışarıya salınmamasını; zira sabahın ilk saatlerinde, bayram namazına gideceklerini ve bayramda çocukların rahat dolaşabilmesı için, bunun gerekli olduğunu, karakol komutanına anlatmış. Ancak, sabah böyle bir tedbirin alınmadığını görmüştük.”

Yetkililer ve halkın bildirdiğine göre, Pötürge ilçesi Tepehan Kasabası Sinan Köyü’nden Hacı Abuzer Biratlı ve O’nu bayram ziyaretine gelen Abuzer Korkusuz, bayram sabahı, namaza giderken yol gereği, Tepehan Karakolu’nun önünden geçmeleri gerekiyordu. Karakoldan açılan çapraz ateş sonucu, şehid oldular. Yapılan inceleme sonucu, Abuzer Korkusuz 7.63 kurşunuyla, beyninin parçalanarak koptuğu; Hacı Abuzer Biratlı’nın ise 4.63 kurşunuyla yol ortasında, can verdiği anlaşıldı. Olayı gerçekleştiren jandarmaların, olay yerinden derhal uzaklaştırıldıkları dikkat çekti. Şehid düşen 80 yaşındaki iki müslüman, üzerlerine, karakoldan battaniye örtülmüş olarak, yol üzerinde bulundu. Sağlık ocağına kaldırılan şehidler, otopsiye izin verilmeyerek, adeta kaçırılırcasına defnedildiler.

Altı metreden açılan ateş sonucu, şehid edilen iki müslümanın uğradığı katliamı haber alan bölge müslümanlarının, Tepehan’a gitmesiyle, müslüman halkın TC tarafından zulme uğratılması tel’in edildi. Olay üzerine bayram namazını kılmayarak, karakola hucum eden halk, jandarmaların kendilerine verilmesini istedi. Malatya Valiliği, Ordu Komutanlığı ve Malatya Müftülüğü olay yerine gelerek, halkı yatıştırmaya çalışmış ve müftünün yaptığı “gönül okşayıcı” (!) konuşmadan ve valinin “Olayın faillerinin görevden alınacağı ve bu tür hata (!) ların, bir daha tekrarlanmayacağı” yolundaki açıklamaları, halkla birlikte şehidler için dua etmeleri (!), halkın bir nebze yatıştırmasını sağlamış göründü.

Vali Saffet Arıkan Bedük, yaptığı açıklamada olayın yanlışlıktan kaynaklandığını bildirerek “Zaten hassas bir bölge, asker temkinli davranıyor” dedi. Böylece bu devlet terörüne meşruluk kazandırmaya çalışıyordu. “Yapılan ‘dur’ ihtarına uyulmadığını” iddia eden vali, “olayın üzerine gidildiğini” söyledi. Ancak şu ana kadar somut bir gelişme yok.

İki müslümanı şehid eden jandarma onbaşıları Mustafa Meral ve Murat Demir’in; olaydan sonra, karakoldan başka bir yere sevkedildikleri öğrenildi.

Müslümanların Tepehan sakinlerini sahiplenmeleri, yöre halkınca “mutluluk ve ümit verici” olarak değerlendirildi. Tanıdık tanımadık, müslümanların bu tür ilgileri, halk üzerinde TC’ye karşı “yalnız olmadıkları” düşüncesini vermesi açısından, gayet yerinde karşılandı.

Devlet terörünü, halk üzerinde bir baskı aracı olarak kullanması, bundan böyle bölgede, şiddetini arttırarak bütün doğu-güneydoğu’yu kaplayacağa benziyor. İşte bu aşamada, müslümanlara düşen, TC’nin bu tür terörünü boşa çıkarıcı, halkın yanında mazlumların dertleriyle dertlenen insanlar olmaları, ancak halkın sorunlarının yanında olmakla, onlarla birlik olunabileceğini anlamaları gerektiğidir.

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız” Bakara 154

“….Allah’a kavuşacaklarına inananlara gelince şöyledir: “Nice az bir topluluk vardır ki, Allah’ın izniyle çok bir topluluğa galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.” Bakara 249

Müslümanların başı sağ olsun.

 

KAYNAK: Yeryüzü Dergisi 15 Nisan 1992 Sayı:17

Paylaş